n w    w w w w

baner
You are here:  
large small default

YAŞA BAĞLI MAKULA DEJENERASYONU (SARI NOKTA HASTALIĞI)


Retina, görmemizi sağlayan ışığa duyarlı hücrelerin oluşturduğu ağ tabakadır. Makula (sarı nokta), bu ağ tabakanın merkezinde 1.5 mm çapındaki bölgedir ve görme keskinliğinin büyük bir kısmını sağlar. İleri yaşlarda bu bölgenin bozulması dolayısıyla görme kayıpları gelişirse, yaşa bağlı sarı nokta hastalığından bahsedilir.

Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı genellikle 50 yaş üzerinde ortaya çıkar ve görülme sıklığı yaş ile artış gösterir. Yapılan çalışmalarda hastalığın görülme sıklığı 50 ile 60 yaş arasında %2, 65 yaş üzerinde ise %11 olarak saptanmıştır.

Sarı nokta hastalığının nasıl geliştiği tam olarak bilinmemekle birlikte, ileri yaş, sistemik hipertansiyon, sigara, damar sertliği, fazla güneş ışığı maruziyeti, göz içi inflamasyonları, diyette bazı vitamin-mineralleri almamak ve genetik yatkınlık hastalığın ortaya çıkışında önemlidir.

Sarı nokta hastalığı temelde 2 tipte karşımıza çıkar; kuru tip (yeni damar gelişimi olmaksızın) ve yaş tip (yeni damar gelişimi ile birlikte). Kuru tip, hastaların %80-90’nında görülür ve görme kaybı daha yavaş ilerler. Bunun aksine, yaş tip daha az oranda gelişir. Ancak, hasta bölgede yeni gelişen damarların bozuk yapıda olması nedeni ile ani ve ciddi görme kayıplarına neden olur.

Hastalığa yakalanan bireylerde, görme bulanıklığı, çizgilerde kırıklık, okumakta zorluk, görme alanının merkezinde siyah leke ve karanlık adaptasyonunda azalma ilk görülen yakınmalardır. Hastalık genellikle her iki gözü de tutar. Ancak, bir göz diğerinden daha fazla etkilenmiş olabilir. Hastalığa yakalanmış gözlerde ağrı olmayacağı gibi, genelliklede tam körlüğe neden olmaz.

Görmede azalma şikayeti ile müracaat eden hastalarda gözbebeği büyütülerek yapılan göz muayenesi ile hastalıktan şüphelenilirse, Fundus Floresein Anjiyografi (FFA) ve Optik Koherens Tomografi (OCT) ile görüntüleme yapılır. FFA için hastanın kolundan damar içerisine 5 cc floresein enjekte edilir. İlaç sistemik dolaşım ile göz damarlarına geldiğinde gören tabakanın fotoğrafları fundus kamera ile kaydedilir. Kalp anjiyosundan farklı olarak damar içerisine veya göze kateter konulmaz, damar içerisine opak madde verilmez. OCT de ise retinanın mikron düzeyinde kesitleri alınarak taraması yapılır. Bu sayede yeni gelişen damarlar tespit edilebilinir.

Sarı nokta hastalığının tedavisi, hastalığın tipine göre farklılık göstermektedir. Kuru tipte olan hastalık yavaş ilerleme gösterir, kesin ve başarısı ispatlanmış güncel tedavisi yoktur. Ancak, vitamin desteği ile ilerlemesi yavaşlatılmaya çalışılır. Yaş tipte olan sarı nokta hastalığı, hızlı ilerleme gösterir. Laser fotokoagulasyon ve fotodinamik tedavi yaş tip için kabul edilmiş güncel tedavi yöntemleridir. Bazı olgularda damar gelişimini engelleyen ilaçların göz içerisine yapılması veya gelişen damarların cerrahi olarak çıkartılması da gerekebilir.
İlerlemiş ve görme keskinliği azalmış hastalarda ise özel gözlükler veya büyüteçler ile görme düzeyi arttırılmaya çalışılır.

Doç. Dr. Cengiz AKARSU